zm_ndd

Perşembe

heidegger'de varlık ve zaman- vol.II

a. kadir çüçen


"Gerçek Varlığın veya Varlığın hakikatinin ortaya çıkmasında öyle bir kavram vardır ki, bu her ne kadar üstü örtük ve arka planda olsa da, Varlığı asıl belirleyen hep o olmaktadır. Varlığı gerçek ve edimsel yapan nedir? Başka bir deyişle, varlığı Varlık yapan nedir? Aristotelesçi bir söylemle varolanı varolan yapan nedir? Sorumuzu en genel ve anlaşılır şekilde formüle edersek şöyle olmalıdır: "Varlığı ortaya çıkaran, onu aydınlatan, belir­gin yapan ve gizemini ortadan kaldıran nedir?" Bu sorunun cevabı Heidegger'e göre, "Zaman"dır. "Varolan, zamansal olandır”

Yanıt, basit ve kesindir, fakat ürkütücüdür. Varlıkla her an iç içe olup onu aydınlatan ve onu hep varlık olarak varlık yapan zamandır. Yalnız burada unutulmaması gereken şey, varlığı varlık yapan zaman, metafizik ve aşkın anlamdaki bir varlığı değil edimsel ve hakikat alanındaki varlığı aydınlatır. Böylece Varlığın iki ayrı anlamını da bilmek ve zamanın yalnızca gerçek ve edimsel olan varlığın içinde olduğunu ve bunun sonucunda böyle bir varlığın zaman olmadan var olamayacağını kabul et­mek gerekmektedir."

uzuuunca bir metin olan ilgili bölümün tamamı için bir tık..



Etiketler: ,

Pazar

a. kadir çüçen-heidegger'de varlık ve zaman


a.kadir çüçen'in, heidegger'in varlık ve zaman'ının bir nevi özeti olan ve a. kadir çüçen'in heidegger üzerine yayımladığı makalelerini de içeren "heidegger'de varlık ve zaman" adlı kitabından özellikle zaman bahsine yoğunlaşan bölümleri 'metinledim'.

kitaptan biriki bölüm daha koymaya çalışacağım.
aşağıdaki metnin tamamı içinse metin yüklüğümüzü -zelber- ziyaret etmeniz gerekecek..

5. Zamansallık ve Tarihselcilik

Varlık'ın anlamı sorusuna aradığımız cevabın varoluşsal serimlemesini incelerken, Varlığın anlaması veya kavraması olgusu ve bu anlayan Varlığın da Dasein'in Varlığında araştırılması gerektiğini ortaya koyduk. Dasein'in Varlığının anlamını da kaygının ontolojik anlamında inceledik. Bu serimlemeler bize gösterdi ki, Dasein'in Varlığının bütünlüğünün anlamı zamansallıktır. O hâlde, en başta sorduğumuz soru olan "Varlık'ın anlamı nedir?" kendisini zamansallıkta ortaya koymaktadır.

Zamansallığın olağan irdelemesini yaparsak, zaman, doğumdan ölüme kadar olan bir süreç midir? Yoksa Dasein şimdilerin birlikteliğinden oluşan deneyimlerinin toplamında mı var olmaktadır?

Olgusal Dasein doğumla birlikte varoluşuna başlamıştır. Doğum ve ölüm Dasein’ın Varlığının tâ kendisidir. Dasein'ın Varlığı doğumu ve ölümü içermektedir. Olgusal Dasein, varoluşuyla birlikte arada olan sona-yönelen-varlıktır da. Arada olması onun kaygıya sahip olduğunu gösterir. Kaygı, zamansallıkta Dasein’ın birliği için temel olanaktır. Dasein'ın zamansallığı boyunca yayılımına tarihselcilik diyoruz. Amacımız, tarihselciliği ontolojik boyutlarıyla açıklamaktır.

ilgili bölümün tamamı

Etiketler: ,

Perşembe

hay bin yakzan

yakzan(uyanık) oğlu hay(diri)

" göğün ve gök cisimlerinin bana bakan yanlarının sonlu olduğunu kuşkuya yer bırakmayacak bir açıklıkla görüyorum. kuşku duyduğum karşıt yönlerinin sonsuza değin uzaması da imkânsız ve saçmadır. bunu anlamak için göğün duyumsadığım sonlu yönünden başlamak üzere diğer yönde sonsuzca uzayan iki çizgi varsayalım. bu çizgilerin birisinden belirli bir parçayı keserek çıkaralım. sonra, bir parçasını çıkardığımız çizginin ucunu diğerinin ucuyla çakıştırarak sonsuz sanılan yönde izleyelim. eğer o yön gerçekten sonsuz ise birisi eksik, diğeri tamam iki çizginin sonsuzca uzaması gerekir. yani eksik çizginin diğerine eşit olması gerekir. bu ise saçmadır, akıl dışıdır.
eğer eksik çizgi sonsuza değin sürmez, bir yerde sona ererse, sonlu demektir. öyleyse kendisinden parça çıkarılmayan diğer çizgi de bir süre sonra sona erecek, dolayısıyla o da sonlu olacaktır."

ibn tufeyl'in, varoluşuna dair iki varsayımla sunduğu hay bin yakzan'ın hikâyesinden. ki o varsayımların ilkinde iddia hay'ın ıssız bir adada kendi kendine türediğini söyler-iddia dayanaklarıyla beraber sunulmuştur elbet- ikinci varsayımda ise hay, yasak bir aşk/evliliğin meyvesi olarak dünyaya gelmiş ve musa misali sulara bırakılmıştır allah'a emanet edilerek. fakat iki varsayımın da hay'ı yaşattığı mekan aynıdır: ıssız ada. (akıllara ya lost ya da robinson gelmiştir belki, belirteyim araştırmacılar/yazarlarda oluşan genel kanı defoe'nun hay bin yakzan'dan fena hâlde esinlendiği yönünde).
batı robinsonad edebiyatının da babası sayılan ve farklı isimlerce birkaç kez kaleme alınmış hay bin yakzan'ı tufeyli 12. yüzyılda yazmış ve 14. yüzyılda İbraniceye, 15. yüzyılda latinceye çevrilmiş. daha geriye gidersek, hay bin yakzan'a da 9. yüzyılda arapçaya çevrilmiş olan ve farklı versiyonları bulunan salaman ve absal adlı yunan meseli kaynaklık etmiş.
insanın kendi başına, sadece düşünüp gözlemleyerek "insan-ı kamil" aşamasına gelebileceğini, felsefe ve din arasında tam bir uyum sözkonusu olduğunu ve yüce gerçekliklere ulaşmanın bireyselliğini ortaya koymayı amaçlayan hay bin yakzan, dilimize 1923'te mihrab dergisinde, babanzade reşid tarafından yapılmış bir çeviriyle gelmiş. 800 yıl sonra.

hay bin yakzan,
yapı kredi yayınları,
1997.

Etiketler: , ,

heidegger

Belirleyici zaman kavrayisi olcme niteligi tasiyor. Bir saat zamani gosterir. Saat, hep el altindaki surekli yinelenen esit sureleri verir.
Saatten zaman uzerine ogrendigimiz ne? Zaman, hep iki degisik andan biri once, oteki sonra olacak sekilde, icinde herhangi bir an saptanabilen bir sey. Demek ki hicbir zaman ani otekinden ustun degil. O “simdi” olarak, bir sonranin olanakli oncesi, “sonra” olarak da bir oncenin sonrasi. Bu zaman bastanbasa tek bicimli ve bagdasik (homojen). Zaman ancak bagdasik olarak kuruldugu olcude olculebilir. Demek zaman oyle bir gidis ki asamalari birbiriyle oncelik sonralik iliskisi icinde bulunuyor. Her “once” ile “sonra” bir “simdi” tarafindan belirlenebiliyor. Oysa simdinin kendisi keyfi.
Saatte simdiki zamani goruyorum. Ama bu “simdi” ne? “simdi” benim elimde mi? Ben “simdi” miyim? Her baska kisi “simdi” mi? Oyleyse ben zaman olurum. Baska her kisi de zaman olur. Zamanin varligi elimde mi? Simdi ile ben kendimi mi kastediyorum. Ben kendim simdi miyim ve benim var olmam zaman mi?
Augustinus, itiraflarin XI. kitabinda soruyu tinin kendisinin zaman olup olmadigina dek goturmustur.
Zaman var olmadir. Var olma benim suandaligimdir. Var olma zaman degil, zamansalliktir.
Ben asil zamanim, zamana ben sahibim.Temel ifade su; zaman, zamansaldir.

Etiketler: ,

Cuma

zaman kavramı III

augustinus
itiraflar

XVIII

"...Eger gelecek ve gecmis varsa, nerede onlar? bunu bilmek isterim. gerci henuz basaramiyorum ama yine de biliyorum ki her nerede iseler orada, onlar gelecek ya da gecmis olarak degil, simdiki zaman olarak varlar. nitekim eger orada da gelecek olarak varolsalar, orada da olamazlar; orada da gecmis olarak varolsalar, orada da artik yokturlar. demek ki her nerede olurlarsa olsunlar, ancak simdiki zaman olarak varlar. ... artik varolmayan benim cocuklugum bu sekilde artik varolmayan gecmis zaman icindedir. oysa animsadigim ya da anlattigimda onun imgesini simdiki zaman icinde goruyorum, cunku hala benim bellegimin icindedir. nesnelerde oldugu gibi, henuz varolmayip da ondeyide bulunulan gelecekteki seylerdeki durum da ayni mi? yani onlarin imgeleri de simdiden simdiki zamandaki gibi varolanlar olarak mi onceden algilanmaktadir? bunu bilmedigimi itiraf edeyim. ama kesinlikle sunu biliyorum ki, biz cogunlukla onceden gelecekteki eylemleri dusunuyoruz ve bu onceden dusunme simdiki zamandadir, oysa onceden dusunduklerimiz henuz yoktur, gelecektir. ama o eylemin icine girdigimiz ve onceden dusundugumuz seyi yapmaya basladigimiz zaman, o eylem varolacaktir; cunku artik gelecek degil, simdiki zamanda olacaktir."

XX

o halde su acik: ne gelecek zaman var ne gecmis; ne de 'gecmis, simdiki zaman, gelecek zaman diye uc zaman var' demek yerinde. belki soyle demek yerinde olur: 'uc zaman vardir: gecmistekilere iliskin simdiki zaman, simdikilere iliskin simdiki zaman ve gelecektekilere iliskin simdiki zaman.' cunku bu uc zaman zihinde vardir ve onlari baska yerde gormem. gecmistekilere iliskin simdiki zaman ani, simdikilere iliskin simdiki zaman bir anlik goru, gelecektekilere iliskin simdiki zaman da beklenti olarak vardir...."

seklinde dusuncelerini ifade etmis augustinus. fazlaca mi karistirmis, sacmalamis gibi mi gorunuyor biraz da?.. augustinus'un bolumu boylece bitiyor. bir dahaki alinti kitaptaki son isim, Heidegger'den olacak.

Etiketler: ,

Salı

zaman kavramı II



Augustinus
itiraflar


XV
...eğer zamanı anlamak istersek, şimdiki zaman diye, yalnızca -en küçüklerine değin- hiçbir parçaya ayrılamayacak o noktaya diyebiliriz. ama o da gelecekten geçmişe öyle çabuk uçar ki, bir süreç içinde yayılması olanaksızdır. çünkü eğer yayılsa geçmişe ve geleceğe bölünür; oya şimdiki zamanın hiçbir yayılımı olamaz. o halde "uzun" diyebileceğimiz zaman nerededir? yoksa gelecek zaman mı? ama biz o uzun olduğu için ona uzun diyemeyiz, çünkü uzun olacak olan şey henüz yoktur; "uzun olacak" diyebiliriz. ne zaman uzun olacak? gelecek olarak olacağı zaman mı? bu durumda uzun olmayacaktır; çünkü henüz olmayacaktır ki "uzun" olsun. yoksa henüz olmayan gelecek zamandan olmaya başlayacağı zaman ve uzun olabilecek şey olabilmesi için şimdiki zaman haline geleceği zaman mı? yukarıda söylediklerimizden çıkan şu: Şimdiki zaman uzun bir zaman olamaz.

XVI
yine de, zaman aralarını algılıyor, aralarında karşılaştırp kimine daha uzun kimine daha kısa diyoruz. hatta o zamanın ne denli uzun ya da daha kısa olduğunu ölçüyoruz ve şunun iki misli, üç misli olduğunu, bunun onun kadar olduğunu söylüyoruz. ama biz onu algılamakla ölçtüğümüz zaman, geçen zamanı ölçüyoruz, oysa artık varolmayan geçmiş zamanı ya da henüz olmayan gelecek zamanı, varolmayan şeyi ölçebileceğini söylemeye kalkacak biri dışında, kim ölçebilir? demek ki, zaman geçtiği zaman algılabilir ve ölçülebilir, oysa geçince bu olanaksızdır, çünkü yoktur artık.

Etiketler: ,

Cumartesi

şimdi yer vereceğim 'zamana dair' metin daha önce bahsettiğim ve içinden alıntı yaptığım bir kitaptan: Zaman Kavramı. daha önceki bahsi, eski zaman metinlerinde geçtiği için kitabın künyesini tekrar yazmakta fayda var. kitap imge yayınlarından ve aristoteles, augustinus ve heidegger'ın zaman üzerine yazdıklarından bir derleme. ben aristoteles'in Fizik'inden yapılmış bir alıntıyı almıştım buraya. bu kez augustinus'a ait bölümden -şimdilik- bir paragrafı yazacağım. daha önce de belirtmiştim ama yinelemekte mahsur yok; kitap, zaman kavramıyla özellikle felsefeye konu olan haliyle ilgileniyorsanız, fazlasıyla keyif verici, çabucak tükeniveren bir kitapçık.

"Nitekim zaman nedir? kim bunu kolaylıkla ve hemen tanımlayabilir? kim onu sözcüklere dökecek denli, en azından düşünceyle kavrayacak? ama konuşma sırasında, zamandan daha yakın ve daha bilinir birşey söyleyebilir miyiz? ondan söz edince kesinlikle onu anlıyoruz, bir başkası ondan sözedince de gene anlıyoruz? öyleyse zaman ne? eğer hiçkimse bunu benden sormasa biliyorum; ama soran kişiye açıklamak istesem bilmiyorum. gene de kesinlikle şunu söyleyebilirim: hiçbirşey olmamış olsaydı, geçmiş zaman olmazdı; hiçbirşey olacak olmasaydı gelecek zaman olmazdı; hiçbirşey olmasa şimdiki zaman olmazdı. o halde şu iki zaman, -geçmiş ve gelecek- geçmiş artık olmadığına göre, gelecek de henüz olmadığına göre, ne biçimde vardır? yine şimdiki zaman eğer hep şimdi olsaydı, geçmişte kaybolmasaydı, artık 'zaman' olmazdı, bengilik olurdu. o halde 'şimdi'nin 'ne zaman' olması için geçmişte kaybolması gerekiyorsa, hangi anlamda ona "vardır" diyebiliriz? madem ki varolmasının nedeni varolmayı bırakması oluyor, bu durumda varolmamaya gittikçe 'zaman' olduğunu söylememiz doğru oluyor."

Bu bölüm, kitaba, Augustinus'un İtiraflar'ından alınmış. bölüm 14. Kitabı Saffet Babür çevirmiş. ayrıca elimdeki kitabın mayıs 1996(1.) baskısı.

Etiketler: ,