zm_ndd

Çarşamba

bugün statcounter'ın sağ alttaki sayacına bakıp da bariz bir ziyaretçi artışı görünce şaşırdım doğrusu. sonra ziyaretçilerin izlediği patikaları izlemek istedim ve gördüm ki bugünkü velinimetim google imiş.
bazen çok ilginç şeyler çıkıyor bu search kelimelerinde; aslında ilginç olan, sizin yazdıklarınızla hiç alakası olmayabilen ifadelerin insanları size ulaştırması.

bugün google'dan ağıma düşenler şu kelimeleri kullanmışlar:
-grup dinmeyen
-başka bir grup dinmeyen daha ama bu tırnaklı
-attila ilhan'ın çocukluğu
-nurgül yeşilçay ve bebeği
-zaman üzerine alıntılar (işte bu çok isabetli olmuş. arkadaşı tebrik ediyorum)
-çocuklar için zaman
-yaratığa dönüşen kız

aslında bugünküler çok garip değil, bir şekilde bahsettiğim şeyler, nurgül yeşilçay'ın "bebeği" ve attila ilhan'ın "çocukluğu" bir de dönüşme hikayesinin "kız" tarafı hariç. geçmişten kalma bir iki örnek de vereyim: mesela "fıstık gibi oyunlar" ya da "sindi bebek oyunu" ya da "vahşet sahneleri". bu arada vahşet sahnelerinin öyle çok fanı varmış ki şaştım kaldım, millet harıl harıl vahşet sahnesi arıyormuş nette. o da gizli bir tür zevk objesi oluyor heralde, anlayamadım. daha neler çıkıyor da işte bunlar yeter şimdi. biz edip cansever okuyalım biraz. ben ruhi bey nasılım*'dan "acaba":

dönelim
döndürsün bizi
kalbin akıp giden bulutlara benzeyen sesi
yağmursuz bir yağmura açılmış kapılardan
ve akılda kalan bir yokuştan
ve yalnız çocuklara özgü o sonsuz sinema koltuklarından
ve çocukluktan
dönelim
dönelim mi biz
gençlikten, oralardan
mutluluğu bir kabuk gibi saran mutsuzluklardan
dönelim mi acıya
acıya, büyük acıya
ve soralım mı acaba
ey büyük yalnızlık! insansan eğer
bir kaya
dalgalar yalarken onu
o bakarken kaskatı kalabalıklara
dönelim
ya da dönsek mi acılardan da
ah, kalbin bulut bulut akan sesi.

bütünüyle bir semte benziyor Ruhi Bey
binlerce, onbinlerce kedinin hep birden kımıldandığı
kedilerden örülmüş bir semte
ve soğuk bir tuvalde yerini bulamamış renkler gibi
soğuk ve ayakta tutan çelişkileri
bir görünümden bir başka görünüme kolayca sıçranan
herşeyin, ama herşeyin çok dıştan farkedildiği
eh belki de bir satır fazlalığı ya da bir satır eksikliği
belki de genç bir şairden ödünç alınan

yürüyor mu, yürümeyi mi düşünüyor Ruhi Bey
düşünmesi daha mı sonra koyuluyor yola
nereye gidecek ama, nereye varacak sanki
yoksa bir oyun tadı mı buluyor bunda
oyundan atılmaktan korkmayan bir oyuncu gibi
boşvermiş de sanki oyunun kuralarına
üstelik son bölümde, perdenin kapanmasına
azıcık vakit kalmış
ya da vakit var daha. ama ne çıkar
gövdenin yazgıya başkaldırması mı
Ruhi Beyin başkaldırması mı yoksa

vaktinden önce anlamanın şaşkınlığı mı
vaktinde anlamanın sevinci mi
ya da biraz geç kalmanın
o gereksiz tedirginliği mi
hangisi

ama belli ki sonundayız her şeyin
en sonunda.

*Edip Cansever, Şairin Seyir Defteri, Ben Ruhi Bey Nasılım
adam yayınları

Etiketler: ,


Statcounter